Cehennem Kapısı Londra…

Hellgate: London, Blizzard‘ın World of Warcraft ile cebeleştiği yıllarda, ekipten ayrılanların kurduğu iki oyun tasarım şirketin biri olan Flagship Stüdyoları‘nın ilk oyunu. Flagship Stüdyoları‘nın kurucusu Bill Roper ve ekibin diğer üyeleri, Diablo serisi, Warcraft serisi ve Starcraft‘ın yapımlarında önemli rol oynamış.

Oyun, FPS (Firs Person Shooter) ve RPG (Role Playing Game) ögelerini bir araya getirerek hazırlanan bir yapım ve oynanabilir tanıtım sürümünden de anlaşıldığı üzere, bunu başarmış sayılıyorlar.

CEHENNEM KAPILARI AÇILDI!

Oyun, isminden de anlaşıldığı üzere Londra’da geçiyor. Sene, 2038. Bundan 18 sene önce, iblisler Londra’ya adım atmış, savaşçılar da bu baskınları geri püskürtmektedir.

5 Eylül 1666′da yaşanan Büyük Londra Yangını, Hellgate: London‘ın senaryosuna büyük bir esin kaynağı olmuş. Cehennemin iblislerine karşı yürütülen savaşta, iblislerce yayılan salgının yayılmasını engellemek amacıyla bütün şehir alevler içerisinde bırakılır. Masonlar, şeytani güçlerden nasıl korunacaklarını bilmektedirler. Ancak hayatta kalma mücadelesi verirken ciddi kayıplar vermektedirler ve geriye kalanlar da yaşayabilmek için gizli bölgelere saklanmışlardır.

Uzun yıllar geçer ve teknolojinin de gelişmesiyle birlikte, eski yöntemler ve sırlar unutulmuştur. İblisler, yeryüzüne tekrardan çıktıklarında, insanoğlu hazırlıksız yakalanır ve kendini savunamaz. Sıradan silahlar, cehennemin derinliklerinden gelen iblislere karşı hiç bir fayda sağlamamaktadır. Masonlar, askeri liderlerle sırlarını paylaşmayı teklif eder, ama liderler eski sırların bir inandırıcılığı olmadığını düşünürler. Sonuç, iblisler kısa sürede yeryüzünü ele geçirirler.

Ancak çeşitli gruplar her ihtimale karşın önlemler almışlardır. Masonlar, Londra’nın yer altında güvenli bölgelerde yaşamaktadır ve bu bölgeler de sıkı bir biçimde korunmaktadır. Koruyucular, modern teknoloji ve gizli büyülerin bir arada kullanıldığı silahlar ve zırhlar kullanmaktadır. İşte biz, bu koruyuculardan biriyiz…

Savaşçı sınıfları, üç ayrı topluluğa bölünmüş durumda. Blademaster ve Guardian savaşçı sınıfları, Templar topluluğunda yer almakta. Bu savaşçı sınıfları kılıç ve ağır zırh kullanıyor. Evoker ve Summoner savaşçı sınıfları, Cabalist topluluğunda yer alıyor. Bu savaşçı sınıfları büyülü eldivenler kullanabiliyorlar. Hunter topluluğunda yer alan Marksman ve Engeneer savaşçı sınıfları da çok güçlü ateşli silahlar kullanabiliyorken, ne yazık ki sadece hafif zırhlar giyebiliyorlar.

Oynanabilir demo sürümünde sadece Marksman ve Blademaster savaşçı sınıflarını seçebiliyoruz. Karakterimizin fiziksel özelliklerini belirleyip, bir isim verdikten sonra, Londra‘nın Rossel Square bölgesinde, ara sokaklardan birinde başlıyoruz. Diablo serisinden hatırlayacağımız bir güzellik, Hellgate: London‘da da sokaklar ve tüneller oyuna her girdiğinizde rastgele oluşturuluyor. Sokak boyunca ilerleyince, karşımıza bir kaç tane zombi çıkıyor ve onları elimizdeki Cadet Rifle ile birer birer öldürüyoruz. Az ileride karşımıza, Murmur çıkıyor. Murmur ile olan kısa konuşmanın ardından, ileride pusuya düşmüş ekipten geriye tek kalan ve halsiz bir biçimde yer çökmüş Althair Savaşçısı ile karşılaşıyoruz. Bana, Dr. Fawkes‘e iletmem için bir mesaj veriyor. Biraz daha ilerleyince Holborn Station‘ın girişini görebiliyorum…

Holborn Station‘da dikkatimi çeken ilk insan, Joey oluyor. Tahta bacaklı Joey… Aklıma Diablo‘da, Tristram‘daki tahta bacaklı küçük Wirt geliyor. Küçük Joey, kaybettiği protez bacağını bulmamızı istiyor. Buradan alacağınız diğer görevler ise “Bana Holborn Access Shaft’tan sekiz tane kapasitör getir” ve “Tottenham Court Road’da on tane zombi öldür bakalım” tadında görevler.

Oyun içerisinde, Diablo‘dan ve Guild Wars‘tan hatırlayacağımız tanımlanamayan eşyalar, aynen Hellgate: London‘da da var ve çözümleyicilerle bu eşyaları tanımlayabiliyor ve kullanabiliyorsunuz.

Sokaklar ve tüneller birbirlerine çok benziyor. Bunun sebebi, bütün bölümlerin her seferinde rastgele oluşturuluyor olması. Belki bir ihtimal, oynanabilir demo sürümü olduğundan dolayı bu tür sorunlarla karşılaşıyoruz ancak tam sürümünde olmaması muhtemel. En azından kaplamalar, çevredeki eşyaların tasarımları ve diğerleri.

Oyun içerisinde, etkileşimde olduğumuz eşya oldukça az. Bir masa üstündeki kutuları patlatmama karşın masaya hiç bir şey olmuyor. Yani kimse, Half-Life 2 beklemesin… Ayrıca sokaklarda ve tünellerde bol sayıda patlayıcı madde yüklü tüpler ve variller bulunuyor ki, şu an hiç de zorlanmadan oynanabilen bir demo sürümünde bunlara ihtiyaç kalmıyor. Ancak, tam sürümde, demo sürümünün aksine oyunda yaratıklar daha güçlü olursa, o zaman gerçekten daha da keyif verici bir hal alacaktır.

Henüz demo sürüm olduğundan ötürü, sokaklar bir uzunluktan sonra duvarlarla sınırlandırılmış. Zaten, karakteriniz en yüksek beşinci seviyeye çıkabiliyor ve görev sayısı da çok az. Tabii, tam sürümünde bunlar söz konusu olmayacaktır.

BU SAVAŞTA YALNIZ DEĞİLSİN …

Oyunu internet üzerinden oynamanın iki değişik yolu var; ücretsiz ama kısıtlı bir hesabınız olacak veya bir kereliğe mahsus 150 USD ödeyeceksiniz ve uzun yıllar boyunca daha hiç bir ek ücret ödemeden oyunun tüm sunduklarından faydalanacaksınız. Oyunda bir çok eksiklik olması bir yana, her iki veya üç ayda bir çıkacak büyük güncellemelerle bu eksikler giderilebilir, yeni bölümlerle oyun alanı genişletilebilir, yeni silahlar ve zırhlar eklenebilir. Tabii tüm bunlar için, oyunu orijinal olarak satın almak da şart…

… ANCAK BİLMEN GEREKENLER VAR!

Oyunu, Intel Pentium IV 3.20Ghz işlemci, Nvidia GeForce FX5200 ekran kartı ve 1,5 GB bellek kullanılan Linux kurulu bir sistemde, TransGaming Cedega çalıştırarak orta halli oynayabildim. TransGaming Cedega, Windows oyunlarını Linux‘ta çalıştıran bir uygulama ve DirectX 9 desteği sunabiliyor. Hellgate: London, her ne kadar Windows XP‘de DirectX9 ile rahatça çalışabiliyor olsa bile, tam performans ve görsellik için Windows Vista ve benim kullandığım donanımdan daha güçlü bir donanım şart. Özellikle bellek ve DirectX10 destekli bir ekran kartı.

SON SÖZ

Oyun oldukça tatminkar. Ve oyuncuların da oyundan tam keyif alabilmeleri için oynayacağınız sistem gayet güçlü olmalı. Öte yandan, oyunda bir takım eksiklikler de var. Ancak, belirli aralıklarla gelecek olan güncellemelerle bu eksikliklerin kısa sürede giderilmesine kesin gözüyle bakıyorum. Son sözüm, Diablo hayranlarının kaçırmaması gereken bir oyun…

Hellgate: London’ın oynanabilir demosu aşağıdaki adreslerden edinebiliyoruz…

Hellgate: London, 31 Ekim 2007′de Amerika’da, 2 Kasım 2007′de de Avrupa’da piyasaya sürülecek.

~ yazan: Deniz Ege Tunçay 20 Ekim 2007.

Yorum Yapın